• Hoş geldiniz,

    Yeni bir iş ağı olan Endüstri Forum’a ÜCRETSİZ üye olarak değerli paylaşımlarınızı buradan da yaparsanız, akışta kaybolmaz ve sürekli okunur.

    Ücretsiz üye olmak için tıklayın...

Sizce risk azalıyor mu, artıyor mu?

Endüstri Forum

Administrator
Yetkili üye
Korona virüs salgını ile ilgili Türkiye kademeli olarak normalleşmeye çalışıyor. Şirketler bazı tedbirler alarak yeniden açılıyor. Bir kesim virüsün artık öldürücü etkisinin azaldığını düşünüyor, diğer bir kesim ise büyük risk alındığını düşünüyor.

* Siz ne düşünüyorsunuz?
* Şirketiniz çalışmalarını nasıl sürdürecek?
* Sizce risk azalıyor mu, yoksa hızlı normalleştiğimizi mi düşünüyorsunuz?
 
Normalleşmenin ne anlama geldiğini irdelemek lazım.
İnsan, yapısı gereği, her koşula adapte olur ve buna normalleşme der, yani yeni normal alıştığı ortamdır.
Bu minik virüs 10-15 yılda kabulleneceğimiz koşulları altı ayda yerleştirdi hayatımıza.

Piyasa koşullarının, çalışma hayatının ve ulaşım maliyetlerinin 6 ay öncesi gibi olmayacağı kesin. Öte yandan beyaz yakalıların evden çalışması konusuna çok daha sıcak bakıyoruz artık, ki bu da ofis maliyetlerinin düşürecek.

Üretim alanlarında daha önceden burun kıvırılan Endüstri 4.0 ve hatta sonrası için cobotlar ile çalışma düzenine düşündüğümüzden çok daha çabuk geçeceğiz.

Risk azalmıyor ama biz başetmesini öğreniyoruz. Kaldı ki, coronavirüs üst yapısı durdukça her iki-üç seneden bir yeni bir viral atağın insanoğlunu tehdit edeceğiniz artık biliyoruz. Yani işin doğrusu, kendimizi asosyal, uzaktan erişimli, belirli yerleşkelere mümkün olduğunca az bağımlı bir iş hayatına alıştırmamız gerekecek.

Şirketimiz tasarım ve mühendislik çalışmalarını ofis dışında da yapılabilecek şekilde düzenledi zaten, prototipleme ve üretim çalışmalarını da asepsis kuralları dahilinde yürütmeye çalışacak.
 

ugur.usem

Yeni Üye
Pandemi süresince işletmelerin çoğu fiziken faliyet durdurmuş olsa da üretim kısmi olarak faaliyetlerine devam etmiş ve faliyetlerini planlayarak sürdürmüştür, bu nedenle şuanda açılmaya başlayan kısımlar önlemler alınarak yeniden devreye alınması bir risk olarak görmemekle birlikte virüsü tanıyarak virüsun gereken önlemler alınarak kontrol edilebilir şekilde çalışma hayatında bir fırsat oluşturabileceğini düşünüyorum. Sonuç olarak virüs gerçeği göz önünde tutularak önlemsiz veya caresiz şekilde aksama yaşayan işletmeler veya global iş dünyasında virüsün bilincinde gerekli tedbirler çerçevesinde oluşan potansiyeli talepleri karşılamak bir fırsattır
 

Levent Taşkın

Yeni Üye
Korona virüs salgını ile ilgili Türkiye kademeli olarak normalleşmeye çalışıyor. Şirketler bazı tedbirler alarak yeniden açılıyor. Bir kesim virüsün artık öldürücü etkisinin azaldığını düşünüyor, diğer bir kesim ise büyük risk alındığını düşünüyor.

* Siz ne düşünüyorsunuz?
* Şirketiniz çalışmalarını nasıl sürdürecek?
* Sizce risk azalıyor mu, yoksa hızlı normalleştiğimizi mi düşünüyorsunuz?
Öncelikle vaka sayısının sıfırlanmadığı ve bir kişinin en az 16 kişiye virüs yaydığının kesinleştiği bir Pandemi sürecinde risk azalması diye bir şey söz konusu değildir. bugün Pandemiyi çok iyi yöneten ve başarılı görülen ülkelerde bile ikinci dalga virüs süreçleri başlamıştır. Biz de risk çok daha fazladır. Bunun nedeni toplumsal davranış biçimimiz ve kültürel yapımızdır. Korunmaya, önlem almaya karşı olan bir toplumuz. Bana bir şey olmaz söylemini her 3 kişiden birisinin ağzından duymak mümkün. Başkasını değil önce kendimizi düşünen bir toplumuz. Başkasına yayabileceğimiz bir virüs için korunmaya gerek duymayan ve sadece kendisi sağlıklı ise her şeyi yapmaya kendisini muktedir gören bir tutum içerisindeyiz. Kısaca bencil ve başkalarının haklarına saygı duymayan bir toplum olduk. Bu da normalleşme adı altında zaten her şey bitti diyerek önlem almadan bir çok kişinin risk yayacağı bir döneme biz sürükleyecektir.
Aylarca hapis hayatı yaşayan bireyler, camilere, misafirliklere, kahvelere, sokaklara, sıcak havalarda serinlemek için ya AVM ye, ya da piknik yerlerine koşacaktır. Bunun dışında tüm dünyada olduğu gibi devletler ekonominin artık canlanması ve ekonomik kayıpların ortadan kalkması için hayatı normalleştirmeye mecbur kalmışlardır. Bu bizim için de geçerlidir. Ancak bir batı ve kuzey Avrupa ülkesi gibi disiplinli, kurallara uyan, sağlığa ve toplumsal harekete özen gösteren bilinç biz de olmadığı için, bizim gibi Akdeniz ve Orta doğu kültürüne yakın toplumlarda, aile bağları ve sıklıkla çevremizle bir arada zaman geçirme eğilimi nedeniyle normalleşme maalesef riskleri yeniden artıracaktır. Havaların sıcak olması virüsün yayılmasının hızını da azaltacaktır Bu yaz aylarında bence en büyük avantajımız olacaktır..Ancak Eylül ve Ekim aylarında yeniden büyük bir kısıtlamayla karşılaşmamız beni hiç şaşırtmayacaktır. Biz normalleşme sürecinde bu işi ciddiye alıp, önlemleri uygulamazsak sonbaharda bize bunun sonuçları çok ağrı bir şekilde geri dönecektir.
Bu süreçte iş yerlerimizde dönüşümlü olarak çalışma hayatına geçişten yanayım. İlk ay personelin %3'u dönüşümlü olarak olarak ofise gelecektir. Diğerleri yasal izinlerini kullanacak ya da evden çalışacaktır. ikinci ay ofise gelme oranı %50 olacak ve üçüncü ay her şey yolunda ise ofisten çalışma oranı %75 olacaktır. Eylül ayından itibaren eğer sorun oltadan kalktı ise tüm personel ofisten çalışmaya başlayacaktır. Bu üç ay kademeli çalışma geçişi çok önemlidir. Hem personel korunacak, hem izinler kullanılacak, hem de evden işler aksamadan hizmet verilmeye devam edilecektir. İş yerinde her türlü maske ve hijyen zorunluluğu ile hijyen kontrol ve sağlık önlemleri de yıl sonuna kadar alınacak ve gerekli hijyen denetimleri düzenli olarak yapılacaktır.
 
Bu süreçte daha önce yaşanmış VUCA koşullarını çok farklı bir şekilde deneyimledik. Bundan sonrasında VUCA bu biçimiyle sürekli yaşamımızın içinde olacak. Şu dönemin eldeki verilerine dayanarak risk azalıyor veya normalleşiyoruz diyebilmek pek mümkün gözükmüyor.
Bundan sonrasında sürekli tarama modunda olup hızla değişen koşullara esneklikle uyum sağlayacak biçimde beceri ve yetkinliklerimizi geliştirmemiz gerekiyor.
Bu sürecin sonunda İş Modelimizi ve İş Süreçlerimizi gözden geçirip Teknolojiyle birlikte 21. Yüzyılın Beceri ve Yetkinliklerini de kullanarak yeniden yapılandırıyor olacağız.
 

ecihad

Yeni Üye
Korona virüs salgını ile ilgili Türkiye kademeli olarak normalleşmeye çalışıyor. Şirketler bazı tedbirler alarak yeniden açılıyor. Bir kesim virüsün artık öldürücü etkisinin azaldığını düşünüyor, diğer bir kesim ise büyük risk alındığını düşünüyor.

* Siz ne düşünüyorsunuz?
* Şirketiniz çalışmalarını nasıl sürdürecek?
* Sizce risk azalıyor mu, yoksa hızlı normalleştiğimizi mi düşünüyorsunuz?
 

ecihad

Yeni Üye
Pandemi süreci adı üstünde dünya çapında meydana gelen bir salgın hastalık. Salgın hastalıklar geçmişte olduğu gibi günümüzde de olmaya devam ediyor . Ben bu süreci deprem e benzetiyorum. Yani nasilki "depremle yaşamayı öğrenmeliyiz " sloganı var ise ayni slogan Pandemi içinde geçerli. Pandemi ile yasamayı öğrenmeliyiz. Çünkü Ne ilk ne de son olacak.
O zaman ne yapmalıyız.?
Tedbir al , tedavi et, hayata devam et...
 

Sibel KAZAR

Yeni Üye
Sorumluluk hep beraber alınmalı, burda herkes üzerine düşeni yapıp tedbiri almalı, hazırla yetinmek durumunda olmamalı kimse herkes hepberaber birlikte üstesinden gelinebileceğini farkındalığında hareket etmeli.Bazı olumsuzluklar sorumluluk bilincini uyandırmalı. Her problemden üstüne düşen dersi almak ve gelişmeyi hedeflemek için biraz da sorumluluk almanın şart olduğu kanaatindeyim.
 

ugurkurmus

Yeni Üye
Öncelikle bir çok alanda risklerin artacağını düşünüyorum. Ekonomi, sağlık, hizmet, üretim ve tüketim alanlarındaki alışkanlıkların veya davranışların değişeceğini düşünüyorum. Ayrıca işsizlik ve suç oranının artması ile birlikte kayıt dışı üretim ve ürün kalitelerinin değişeceğini düşünüyorum. Belki de kalite sorunları yaşayacağız, bunu hizmet sektörü ve tarım sektöründe daha çabuk yaşayabiliriz. Belki de farklı standartlar hayatımıza girecek ve maliyetlerin artmasıyla birlikte farklı üretim ve hizmet modelleri göreceğiz, belki iş gücü anlamında yeni standartlar göreceğiz. Ayrıca dijitalleşmenin önemi daha çok gündeme gelecek ve tarım sektörü dijitalleşmenin önemine daha çok farkına varacak gibi. Ülkelerin farklı alanlara (military) yaptığı harcamalar değişecek, bunun beraberinde yerli üretime destek ve yerli üretimin öneminin artacağını görebiliriz.

Kesinlikle yasalar ve denetimlerle birlikte normalleşme sağlanabilir. Yeni vergi kalemleri, üretim standardı, iş gücü standardı ve hizmet standartları gibi konular değişim gösterecek, küresel anlamda kalite ve maliyet sorunları yaşanacak gibi görünüyor.


Uğur Kurmuş
Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Öğrencisi
 
Son güncelleme:
Halihazırda riskin azalmadığını ancak üretmek ve çalışmak zorunda olduğumuzu biliyoruz. Aksi takdirde ekonomik açıdan bizi bekleyen zorlukların çok daha fazla olacağı aşikar.

Hatta MAKFED'in makina sektörü araştırma raporundan sonra TAYSAD'da otomotiv sektörüne Covid-19'un etkilerine ilişkin araştırmasını yayınladı.

TAYSAD'ın raporunun sonuçlarına ilişkin haberimize linkten ulaşabilirsiniz:

MAKFED'in raporunun sonuçlarına ilişkin haberimizi de aşağıdaki linkten inceleyebilirsiniz:

Yine de ben bazı önlemlerin erken gevşetildiğini düşünüyorum (Örneğin toplu ulaşımda yüzde 50 yolcu sınırlandırılmasının kaldırılması). Ancak her şeye rağmen rahmetli Çetin Altan'ın da dediği gibi "enseyi karartmamak" gerekiyor.
 
Son güncelleme:
2 Haziran'da 786'ya kadar düşen yeni vaka sayısı 13 Haziran itibariyle yeniden 1459 a kadar çıkarak tırmanışa geçti. Bir tarafta ekonomik gerekçeler, diğer tarafta toplum sağlığı ve psikolojisi.. Dengeyi bulmak çok zor ama hemen her alanda bu kadar normalleşme için çok erken davranıldığını düşünüyorum. En azından 2-3 hafta daha haftasonu kısıtlamaları ve yaşa bağlı vb. kısıtlamalar devam etmeliydi. Kontrolü sadece kişiye bırakmak bu sayıyı daha da tırmandırır ve ekonomide normalleşmeyi geciktirir. Zaten ulaşımdaki doluluk oranları vs. kesinlikle uygulanabilirliği olmayacak kavramlar. Bu da aynı gemide bulunan hepimizi derinden etkiliyor. Ya hep ya hiç fikrinden vazgeçilmeli, kurallara uymayanlar için daha caydırıcı cezaların da gündeme alınması şart.
 

Recep Akbayrak

Aktif Üye
Kesinlikle çok haklısınız...

- Bir yanda "Taşıyıcı olmamak için" yoğun tedbir alan insanlar,
- Diğer yanda ikinci dalga salgına "Sorumsuzca" davetiye çıkaranlar!

Şimdi eskisinden çok daha yoğun tedbirler gelirse, bunun sorumlusu kim olacak?
 
Maske kullanmamak ve haftasonu dışarı çıkmak tekrar yasaklanmalı. Aşı bulunmadan bu konunun kapanması mümkün değil. Çünkü Çin'de bile şu anda tekrar başlamış durumda. Zaten Ar-Ge sertifikası olan firmalar, haftasonu yasaklarından muaf tutuldukları için çalışmaları etkilemeyeceğini öngörebiliriz. Restoranlar, marketler zaten evlere servis yapıyor. Sadece keyfi dışarı çıkışlar engellenmeli. Bir de, dezenfeksiyon kabini yapan birçok firma var. Belediyeler bu kabinlerden çok sayıda temin edip, belli lokasyonlarda hizmet sağlayabilir. Belediyelerin bütçesi yoksa AVM'ler, küçük marketler gibi işletmeler giriş çıkışlara bu kabinlerden koyabilir.
 
Top